Turnitin neden gerekli?

Türkiye’de Turnitin’e ilgi gösterilmiyor. Her ne kadar pek çok enstitü tez teslim aşamalarında Turnitin benzerlik raporlarını teslim etmeyi zorunlu tutsa da, ödev teslimlerinde yaygın olarak kullanılmıyor. Muhtemelen, çıkardığı benzerlik oranlarının gerçekçi bulunmaması bu ilgisizliğin en önemli nedeni. Ama ödev kontrollerinde Turnitin kullanmaya hemen şimdi başlamak için de çok makul gerekçeler var. Okumaya devam et Turnitin neden gerekli?

İngilizce akademiyi ele geçirdi: ama asıl mesele dilbilim değil

Akademide İngilizcenin kullanımının artışı bu rekabet ortamının bir belirtisinden başka bir şey değildir. Eğer dil dengesizliğinin yeniden düzeltilmesi isteniyorsa, hem öğretim hem de araştırma süreçlerinde rekabeti ve performans göstergelerini temel ilke haline getiren üniversite sistemi sorunuyla yüzleşerek başlanması gerekiyor. Okumaya devam et İngilizce akademiyi ele geçirdi: ama asıl mesele dilbilim değil

Mendeley, Zotero ya da Endnote – hangisini kullanmalı?

Pek çok kişi, atıf yönetim yazılımlarından birini kullanmaya başladıktan sonra, bunu neden daha önce öğrenmediğine hayıflanır. Neredeyse adettendir. Gelgelelim, mevcut yazılımların hangisini tercih etmek gerektiği can alıcı sorulardan biri. Bu makale, mevcut yazılımlardan en bilinen üçü -Mendeley, Zotero ve Endnote- hakkında kısa açıklamalar sunarak, atıf yönetimine ilişkin tanıtıcı bir rehber sunuyor. Okumaya devam et Mendeley, Zotero ya da Endnote – hangisini kullanmalı?

Açık erişim, bilginin demokratikleşmesi ve bazı sorunlar

akademik yayıncılığın ekonomik olarak sürdürülebilmesi sorumluluğunun, açık erişim modellerinde (kurumsal ve bireysel) okuyucudan ziyade, yazarlara verildiği bir organizasyondan söz ediyoruz. Kütüphaneler ve bireysel okurların serbestçe bilgiye ulaşabilmesi, yazarların maliyetleri üstlenmesiyle mümkün oluyor. Bu birbiriyle ilişkili iki tuzağı barındırıyor. Okumaya devam et Açık erişim, bilginin demokratikleşmesi ve bazı sorunlar

Yavaş akademi için bir çağrı

Maggie Berg ve Barbara Seeber’ın 2016 yılında yayınladığı The Slow Professor: Challenging the Culture of Speed in the Academy kitabı, bu performans ölçütlerinin hıza dayalı bir akademik yaşamı teşvik etmesine karşı yavaşlığı, yavaş akademiyi ve yavaş profesörü savunuyor. Berg ve Seeber’ın ‘yavaş profesör’ü savunmaları sadece hız kültürünün akademik üretimi tahrip ettiği fikrine dayanmıyor. Akademisyenlerin akıl sağlığı ve refahı için de işlerin biraz yavaşlaması gerektiğini dile getiriyorlar. Okumaya devam et Yavaş akademi için bir çağrı