Yayıncılıkta şirketleşme, özerklik ve tarafsızlık

Bilgi üretiminin geçerliliğini garanti altına alan en önemli husus tarafsızlık. Ancak, akademik dergilerin kar amacı güden yayın kuruluşlarının bünyesine katılmasıyla bilimsel üretim alanının şirketleşmesi söz konusu oluyor. Bu da akademik tarafsızlık ve özerklik ilkelerinin tahribata uğrayacağı endişelerini beraberinde getiriyor.

Bu türden endişeler son haftalarda Taylor & Francis’in bünyesinde yayınlanan International Journal of Occupation and Environmental Health (IJOEH) dergisine yayıncı kuruluşun editoryel müdahalelerde bulunmasıyla yeniden gündeme geldi.

1995 yılından beri yayınlanan IJOEH 2015 yılında Taylor & Francis tarafından satın alınmıştı. Bu tarihten sonra da halihazırda derginin editörlüğünü yürüten David Egilman bu görevini 1 yıl daha sürdürdü. Fakat 2016 yılının sonunda Taylor & Francis derginin editörlüğüne Cincinnati Üniversitesi’nden Andrew Maier’i atadı. 2017 yılının Nisan ayında da David Egilman’ın bir makalesi dergiden çıkarıldı.

Tüm bu gelişmeler akademik bağımsızlık, tarafsızlık ve şeffaflık ilkelerinin çiğnendiği şeklinde yorumlandı. Söz konusu derginin önceki ve şimdiki yayın kurulu üyeleri ortak bir açıklama yayınlayarak alınan kararlarla ilgili ciddi endişeler taşıdıklarını belirttiler. Dergi editörlüğüne getirilecek ismin belirlenmesinde kendilerine danışılmadığını, David Egilman’ın makalesinin dergiden çıkarılmasının kendilerinden habersiz gerçekleştirildiğini ve tüm bu uygulamaların doğrudan şirket etkisinde vücut bulduğunu duyurdular.

Görünüşe bakılırsa, akademik bir derginin hem idari yapılanması hem de bilimsel içeriğinin oluşturulmasında bir şirketin doğrudan dahli söz konusuydu. Kar amacı güden bir kuruluş, doğrudan ve dolaylı olarak, akademik bir derginin editoryel işlerine dahil oluyordu ve hiçbir açıklama yapma ihtiyacı duymuyordu. Tüm bu gelişmeler bilimsel doğruluk ilkeleriyle bağdaşmayan bir resim çiziyordu. 

Getirilen tepkiler üzerine Taylor & Francis bir açıklama yapma ihtiyacı duydu. Ancak bu açıklama endişeleri dindirmekten bir hayli uzaktı. Grup temsilcisi derginin sahibi olarak istediği editörü atayabileceğini savundu. Egilman’ın makalesinin de derginin hakemlik sürecine uygun bir biçimde onaylanmadan yayınlandığı için çıkarıldığını ve yayın kabulünün iptal edildiğini söyledi. Lakin; derginin yayın kurulu Egilman’ın makalesi için daha önce hiç uygulanmayan bir prosedür uygulandığını ileri sürdü. Bu iddia cevapsız bırakıldı.

Daha da önemlisi, derginin editoryel işlerinde ve bu işlerin idare edilmesinde rol oynayacak editörün seçiminde yayın kurulunun safdışı bırakılması kabul edilebilir bir karar gibi görünmüyor. Editoryel hususlara dair kararları alma yetkisinin dergi sahiplerinin elinde olduğu savunulacak olduğunda, o derginin yaydığı bilginin özel çıkarları temsil etmesi kaçınılmaz olacaktır. 

***

Aslında bakılacak olursa, dergiden uzaklaştırılan ve yeni atanan editörlerin akademik profilleri bu endişeleri haklı çıkaracak türden ipuçları taşıyorlar. Allafrica’da yayınlanan bir makaleye göre, Andrew Maier şirketlerin karlılığına hizmet edecek türden araştırmalara imza atan bir araştırmacı profili çiziyor. Buna karşın, David Agilman’ın çalışmaları ise, doğrudan Maier’in çalışmalarını da eleştirerek, halk sağlığı ve işçi sağlığına vurgu yapıyor. 

Örneğin, gıda endüstrisinde tereyağı lezzeti vermek için kullanılan bir kimyasal olan ve buna maruz kalan işçilerde akciğer kanserine neden olduğu pek çok çalışma tarafından ortaya konulan Diacetyl üzerine bir araştırması bulunan Maier, bu ürünün tavsiye edilen limitlerin 20-40 katı kadar kullanımında dahi, çalışanlar üzerinde bir risk taşımadığını savunuyor. Maier bu çalışmayı Toxicology Excellence for Risk Assessment (TERA) bünyesinde gerçekleştiriyor. TERA da American Petroleum Institute, Procter & Gamble gibi özel kuruluşlara ve enstitülere yönelik hizmetlerde bulunan bir merkez olarak faaliyet gösteriyor.

Aynı soruları araştıran Egilman’ın çalışmasıysa, Maier’inkini geçersiz olmakla eleştiriyor ve bu kimyasalın tavsiye edilen sınırların çok daha altında kullanılsa dahi çalışanların sağlığı için tehdit oluşturduğunu savunuyor.

***

Görünüşe bakılırsa, çalışanların sağlığı ve çevresel sağlık alanında yayın yapan bir akademik dergide kamu sağlığına vurgu yapan bir editörün yerine şirket çıkarlarına hizmet eden bir editör getiriliyor. Taylor & Francis de bu kararı derginin sahibi olmasına dayandırıyor.

Kısacası, akademik yayıncılığın şirketleşmesi bilimsel tarafsızlığa, şeffaflığa gölge düşüren uygulamalara kapı aralıyor.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s