Şeffaf hakemlik iyi bir model olabilir mi?

Akademik bilginin üretimi oldukça karmaşık bir işleyişle gerçekleşiyor. Bu işleyişin belki de en önemli ayağı akademik dergilerin kör hakemlik (blind peer review) süreciyle değerlendirmeye tabi tutulması. Ancak son yıllarda hakemlik süreçlerinin şeffaflaştırıldığı (open peer review) yeni modeller de artarak uygulanmaya başladı. İlk denemeler bunun iyi bir model olabileceğine dair bazı işaretler taşıyor.

Şeffaf hakemlik modeli, hakem raporlarının hem makale yazarıyla hem de okuyucularla paylaşılmasına dayalı. Bu sayede makalesi eleştirel bir okumaya tabi tutulan bir yazar hakem raporunu kimin yazdığını görebiliyor. Hakem raporları, eğer makale yayınlanmak üzere kabul edildiyse, yayınlandığı sayıda ayrı bir DOI numarasıyla yayınlanıyor. Bazı dergiler, hakem raporlarının isimli yayınlanıp yayınlanmayacağını hakemin tercihine bırakıyor.

Bu modelin öncülerinden sayılabilecek akademik yayıncı Elsevier, pilot uygulama olarak seçtiği 5 dergide 18 ay boyunca şeffaf hakemlik denemesinin sonuçlarını geçtiğimiz yıl paylaştı. Görünüşe bakılırsa, şeffaf hakemlik birçok açıdan iyi sonuçlar veriyor.

  • Öncelikle, hakemlerin %95’i inceledikleri makaleye dair yorumların şeffaf bir şekilde yayınlanacak olmasının bu yorumları etkilemediğini savundu.
  • %76’sı sözcük tercihlerini bu nedenle değiştirmediklerini belirttiler.
  • %45’i hakem raporlarının isimleriyle yayınlanmasını kabul etti.
  • İsimlerinin anonim kalmasını isteyenlerin %36’sı bir kez daha şeffaf hakemlik yaptıkları durumda, raporlarının isimleriyle yayınlanmasını isteyeceklerini belirtti.
  • %98’i de yeniden şeffaf hakem olmayı kabul edeceklerini belirtti.

Ancak bu modelin neden iyi sonuçlar getirebileceği, editörlerin fikirleriyle ortaya çıkıyor.

  • Söz konusu dergilerin editörlerinin %33’ü gelen hakem raporlarının yayınlanacak olmasının daha nitelikli bir hale geldiğini belirtti.
  • %70’i ise daha derinlikli ve yapıcı hakem raporlarının teslim edildiğini söyledi.

Kısacası, şeffaf hakemlik modeli hakemlerin işlerini daha layıkıyla yapmalarını sağlayan güçlü bir mekanizma gibi işliyor. Hazırladıkları raporların başta yazar olmak üzere herkes tarafından erişilebilir olması, hakemleri ‘etkili’ hakemlik yapmaya zorluyor.

Üstelik, tamamen gönüllülük üzerine kurulu olan hakemlik müessesesinin DOI numaralarıyla akademik yayınlarda yer alması, hakemlerin görünmez emeğini görünür kılmaya yarayacak çok önemli bir adım da olabilir.

Fakat, tüm avantajlarına karşın, şeffaf hakemlik modeline dair çeşitli çekinceler de yok değil. Özellikle olumsuz eleştirilerin getirildiği hakem değerlendirmelerinin yazar ile hakem arasında kişisel bir husumete dönüşmesi an meselesi haline gelebilir. Bu nedenle, hakemlik müessesesi amacından saparak kişisel düşmanlıkları üreten bir işleyişe evrilebilir. Akademik alanın rekabetçi doğası düşünüldüğünde, bu ihtimalleri yabana atmamak gerekiyor. Tam da bu nedenle, Nature dergisinde bu modeli değerlendiren bir makale yayınlayan Tom DeCoursey, sadece kabul edilen makalelerde şeffaf hakemlik modelinin uygulanmasını öneriyor. Böylelikle, en nihayetinde yayınlanacak olan bir makalenin şeffaf bir şekilde değerlendirilmesiyle, kişisel husumetlerin önüne geçilebileceğini savunuyor.

Reklamlar

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s