Açık erişim, bilginin demokratikleşmesi ve bazı sorunlar

Akademik bilginin açık erişimle sunulması giderek daha fazla savunuluyor. Bunun en çok ses getiren örneklerinden biri Harvard Üniversitesi’nin 2012 yılında tüm fakülte üyelerini açık erişimli dergilere makale göndermeye teşvik etmesi olmuştu. Üniversite, yıllık 3.5 milyon doları bulan dergi üyeliklerinin sürdürülebilir olmadığını savunarak akademik personelini harekete geçmeye davet etmişti. Fakat açık erişim modellerinin finansal sürdürülebilirliğine dair çok önemli sorular ve sorunlar henüz çözüme kavuşturulabilmiş değil. Bu da, araştırmacılar için ciddi tuzaklar barındırıyor.

Açık Erişim neden önemli?

Açık erişimin bilimsel bilginin aktarılması için en etkili yol olduğu fikri, çoğunlukla, bilginin kamusallığı ve herkese açık olması gerektiği yargısına dayanıyor. Bununla birlikte, özellikle büyük çaplı araştırmaların kamu kuruluşlarının fonlarıyla gerçekleştirildiğinden yola çıkarak, bilimsel bilginin insanların vergileri sayesinde üretildiği vurgulanıyor. Bu nedenle, Wiley, Taylor & Francis, Springer ve Elsevier gibi büyük yayımcıların bundan kar sağlamasının ironi oluşturduğu savunuluyor.

Open-Access-logoBuna mukabil, açık erişimle yayın yapan binlerce akademik yayın var. Bunların bir kısmı üniversiteler ya da kamu kuruluşları tarafından çıkarılan dergiler olsa da, özel kuruluşların da açık erişimli akademik dergileri bulunuyor. Bilişim teknolojilerini etkin bir şekilde kullanarak düşük maliyetle etkin bir yayıncılık faaliyeti yürütebiliyorlar. İçlerinde dikkate değer bir tanınırlığa ve prestije erişenler de var. California merkezli kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan PLOS‘un çıkardığı disiplinler-arası bir dergi olan PLOS ONE bunlardan biri. Çok farklı disiplinlerden yüzlerce makale yayınlayan bir mega-dergi olarak anılıyor. Frontiers bünyesinde onlarca akademik dergi barındıran bir diğer açık erişim platformu.

Bu türden yayınlar açık erişimli akademik yayıncılığın editoryel ilkelerle, bilimsel standartlara uygun olarak bilgi aktarımının sağlanabileceği, yüksek bir etki faktörünün yakalanabileceğinin örneklerini teşkil ediyorlar.

Sorular/Sorunlar

Gelgelelim ‘bilgi kamusal olmalı’ ve ‘yaşasın açık erişim!’ demek her sorunu çözmüyor. Akademik yayıncılık pahalı bir iş. Belli standartları sürdürerek yayın yapmak ve aynı zamanda bilimsel ilkelere de uygun bir yayın anlayışını devam ettirmek kolay değil. Bu konularda çözülmeyi bekleyen önemli sorunlar var.

Şu hususu teslim edelim: Açık erişimli yayın yapmayan akademik yayıncılar da-editörlere ödeme yapsalar da- yazarlara ve hakemlere hiçbir şekilde telif ödemiyorlar.

Bunlara rağmen, akademik yayınların editoryel süreçlerinin başka maliyetleri de var. Tam da bu yüzden, açık erişimle yayın yapan akademik dergilerin çoğunluğu APC (article processing charges) adıyla yazarlardan yayın ücreti talep ediyor. 2012 yılında yapılan bir çalışma, yayın ücretlerine ilişkin bazı ipuçları sağlıyor. DOAJ‘da (Directory of Open Access Journals) indekslenen ve yayın ücreti talep eden 1370 dergi incelenmiş. 2010 yılında yayınlanan 100.697 makaleden ortalama 904$  yayın ücreti alındığı belirtiliyor. Dergilerin yayın ücretlerinin 8$ – 3900$ arasında değiştiği söyleniyor.

Ancak, uluslararası ve yüksek etki faktörlü dergilerin daha yüksek yayın ücreti talep eden dergiler olduğu not edilmeli. Örneğin; yukarıda bahsi geçen PLOS ONE’ın yayın ücretleri 1450$ ile 2900$ arasında değişiyor.

Hal böyleyken, akademik yayıncılığın ekonomik olarak sürdürülebilmesi sorumluluğunun, açık erişim modellerinde (kurumsal ve bireysel) okuyucudan ziyade, yazarlara verildiği bir organizasyondan söz ediyoruz. Kütüphaneler ve bireysel okurların serbestçe bilgiye ulaşabilmesi, yazarların maliyetleri üstlenmesiyle mümkün oluyor.

Bu birbiriyle ilişkili iki tuzağı barındırıyor. Birincisi, yayınlama işinin de fonlama kapsamına girmesi. Halihazırda mevcut akademik sistemde, araştırmacılar bir araştırmayı gerçekleştirmek için nasıl fonlanacağını planlamak, gerekli fonu bulmak ve bunu organize etme işlerini de fiili olarak üstleniyorlar. Esasında akademik bir niteliği olmayan bu hususlara ‘yayın yapma fonu’nun da dahil olduğu bir işleyişten söz ediyoruz, açık erişim modellerinde. Türkiye gibi, satın alma kapasitesi düşük ülkelerde, bunun ciddi bir maliyet olduğunu, mutlaka fonlanması gerekeceğini teslim etmek gerek.

İkincisi, araştırmacıların akademik yayıncılıkta rolünün ne olması gerektiğine ilişkin bir soruyla ilgili. Bilgi üretimi ve yaygınlaştırılmasında editörlük, hakemlik ve yazarlık gibi farklı roller araştırmacılar tarafından zaten gerçekleştiriliyor. Açık erişim modellerinde, buna bir de, finansal sürdürülebilirliği sağlama misyonu biçiliyor.

Kısacası, açık erişim sistemleri bilginin kamusallaşmasını araştırmacılara yeni sorumluluklar yükleyerek sağlıyor. Bu işleyişi, sadece bilginin demokratikleşmesi olarak görmek noksan bir resim sunacaktır. Zira; mali olarak sürdürülebilirliği gerçekleştiremeyen açık erişim modelleri araştırmacıları yeni rollerle kuşatmaktan öteye geçemiyor.

 

Reklamlar

One thought on “Açık erişim, bilginin demokratikleşmesi ve bazı sorunlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s